Bir nehir akıp gitmekte. Hayata bütün canlılığını veren su. Kıvrılarak, neşe içinde akıp gitmekte. Etrafındakilerin ona olan hayranlığını fark etmeden belki de.

Yorulduğunda, sakinleşerek, engel olunduğunda hırçınlaşarak, kuşların ötüşüyle suskunlaşarak, kayaların sessizliğinde çığlıklar atarak koşmakta.

İçindeki taşları birbirine sürterek, köşelerini ala ala, yuvarlaklaştırarak taşları.. Doğaya hayat verirken, hayattaki pürüzleri de gidererek sürdürmekte yolculuğunu.

Gitmekte.. Belki de kızgın güneş altında, kuruyup yok olma ihtimalini hiç önemsemeden, engin deniz özlemiyle çalkalanarak gitmekte..

O nehirdeki canlılık, hangi kızda bulunmakta? Ondaki olgunluk, ondaki güzellik. Biz büyük şehir insanları.. Bir nehire aşık olmayı bilmeyiz.. Ama, kimbilir, bizim dünyamız dışında, kendi dünyalarında, nice anadolu insanı, nice nehirlere, ağaçlara, çiçeklere, kuşlara, bulutlara aşık olmakta..